Yeni Açmık Gönder Başlığa cevap ver
Yazar Atmık
 Atmık Başlığı: The Beatles
AtmıkGönderilme zamanı: 07 Şub 2010, 19:41 
Çevrimdışı

Tescil: 17/09/2009
Atmıklar: 656
Hep Böyle Satanik Matanik şeyler verdik. Biraz da bu tarz insanların klasiklerine inelim. İşte onlar. Liverpool'un 4 altın çocuğu. Evet onları diyorum, The Beatles'ı...

Herşey Liverpool'da başladı.

Liverpool... Fabrika gürültüleri ve dinmek bilmeyen yağmur bu kentin bir simgesi. İngiltere'nin önemli sanayii bölgelerindendir burası.
Dış cepheleri hayli eski evler, Liverpool'un dekorunu tamamlar.
En hareketli saatleri sabah 05 ile öğleden sonra 16'dır. O saatlerde işçilerin gidiş dönüş trafiği hızlanır... Evlerine dönenler önce birahanelere atarlar kapağı... Bir taraftan içkilerini içerken bir taraftan da müzik dinleyerek yorgunluklarını çıkarırlar.
Hoparlörlerden sessiz sakin bir müzik yükselmez. Aksine, volümleri sonuna kadar açıktır. Birbirinden hızlı parçalar, kulak zarlarını delercesine salona yayılır.
Yıllardan 1960... John Lennon Liverpool'da bir fabrikada çalışmaktadır. Ancak bunu hiç istemiyordur. İsteği en çok sevdiği şeyi yapmak, müzik yapmaktı. John Lennon'un ilk gitarı, ucuz bir ispanyol gitar. Bu gitarın fiyatını, kalitesini önemsemeden gözü gibi bakıyor, işi bittikten sonra silip, yatağının baş ucuna koyuyordu. O dönemlerde John Lennon arkadaşlarıyla beraber yaşadığı yer olan Mersey-River semtindeki küçük bir diskotekte çalıyordu.
O zamanların ünlü grubu Shadows ( Cliff Richard'ın grubu). John Lennon en büyük takipçilerinden ve hayranlarından bu grubun. Hep böyle bi grup istemişti kendisi. ( Daha iyisine sahip olacağının farkında değil daha.)
Lennon'un çok yakın bir arkadaşı var. Adam çok aylak ve tembel. Müzik yapmak yerine gezip tozmayı daha çok seviyor. Kimden mi bahsediyorum? Evet o. Paul McCartney. Ne zaman Paul'e grup kuralım dese aynı cevabı alırmış John Lennon:
"Boşver!.. Bizi kim dinler?! Güzel kızlar dururken müzikle kendini yıpratırcasına uğraşmak niye?"
Yıllar sonra nasıl ikna ettiğini şöyle anlatıyordu:
"Paul, gezmeyi, dolaşmayı severdi ama işin içine para girdi mi dayanamazdı... Kentimizdeki diskotekle yalnız haftasonları çalışmak üzere anlaşmıştım. Lokalin patronu düşündüğümün de ötesinde para verdi."
"Patrona yalan söylemiştim. Topluluğum falan yoktu. Oysa "Dört kişilik topluluğum var" demiştim. Diskotekten ayrıldıktan sonra, hemen Paul'ü buldum. "Bak!" dedim, "Eğer bu grup işini ayarlarsak, haftalığımız şu kadar artar"... Para sözcüğü onu değiştirmişti. "Kabul" dedi. Hemen topluluğu oluşturacak iki arkadaşımızı bulduk. Ertesi gün, bizim evde provalara başlamıştık bile... Grubumuza "Quarrymen" adını vermiştik."

Her cumartesi pazar çıkmaya başlamıştır topluluk. Diskotek her konserde full dolu olmaktadır. Konser repertuar'ı genellikle o günlerin akımı olan "Twist" akımından parçalardan oluşmaktaydı. Ancak birgün grubun gitarist'i hastalanınca aceleyle yeni gitarist aramaya başlarlar. Akla ilk gelen isim John Lennon'ın lisedeki sıra arkadaşıdır: George Harrison. Böyle 1 yıl sonra müthiş patlama yapacak olan BEATLES grubun 3 üyesi bir araya gelmiş olur.
Bu arada diğer 2 üyeden hiç bahsetmemiştim. Onları söyleyeyim.
Birincisi: Stuart Sutcliffe. Grubun zengin çocuğuydu. Enstrümanları almak için gruba dahil edilmişti. Bi bass çalışı vardı, evlere şenlik. Zaten bass çalmayı ona John Lennon öğretmişti.
İkincisi:Pete Best. Torpille girmişti gruba. Çalıştıkları mekanın sahibi annesiydi.
Grup artık 2 yerde çıkıyor ve baya iyi para kazanıyordu. Ama John Lennon daha fazlasını istiyordu. Ünlü olmak istiyordu. Başkalarının şarkılarını çalarak bunun olmayacağının farkındaydı. Durmadan beste yapıyordu ve lokallerde çalıyordu.
O günlerden şöyle sözeder John Lennon:
"Yaptıklarımı çevrem çok beğeniyordu... Ancak ben hiç tutmuyordum bestelerimi... Bir kez, çabuk akılda kalıcı değildi... Zorlama vardı şarkılarımda... Ayrıca piyasada söylenenlere benziyordu. Bir ayrıcalığı yoktu! Plak doldursak, belki az çok satardı. Ne var ki, topluluğumuzu geniş müziksever yığınlarına tanıtmazdı..."
John Lennon sonunda zorla grup üyelerinin aklına girer ve Almanya'ya gitmeye ikna eder.
Almanya'nın neresi mi: Hamburg.
1960'larda ünlüler ve ünlü olmak isteyenlerin gittiği şehirdir Hamburg.
Kentin göbeğinde hayli ucuz bir pansiyon bulurlar: Pansiyon sahibi, onların müzik çalışmalarına yardımcı olur. Evin bodrumunda rahat rahat çalışacaklardır...
Önce adlarını değiştirirler... Buldukları "The Silver Beatle"dır... Birkaç gün sonra, Paul McCartney konan bu isme itiraz eder. Gerekçesi de uzun oluşudur... Aralarında uzun bir tartışma çıkar. Bir kâğıda yığınla ad yazarlar. Derken John "Bu kadar düşündük. Niçin ilk bulduğumuzdan Silver'i çıkartıp Beatles koymuyoruz" diye bir öneri getirir...
"Beatles", oy birliğiyle kabul edilir. Böylece yıllar yılı müzik dünyasında fırtınalar koparacak bu ad, gündeme girmiştir, artık...
Hamburg'ta bir de arkadaşları vardır: Klaus Woorman...
İşinin dışında, her an onlarla beraberdir. Hatta çoğu zaman onların, kaldığı pansiyonda gecelemektedir...
Klaus Woorman, bir kulüp sahibi olan tanıdığına, onları işe almasını rica eder... Birkaç gün sonra Beatles "Top-Ten" adlı lokalde çalışmaya başlar...
Yaptıkları Rock'n Roll müziği, dinleyenleri çılgına çevirmektedir... Kısa bir sûre sonra da gençlerin vazgeçemeyeceği bir lokal olur, "Top-Ten"…
Herşey güzel giderken bir kimlik kontrolünde George'un 18 yaşından küçük olduğu anlaşılır ve Liverpool'a geri dönmek zorunda kalırlar. George 18'ine girer girmez geri dönerler Hamburg'a.
-Bu arada gruba son katılan Ringo Starr da aynı yerde kendi grubuyla çalmaktadır.-
Beatles, bir de menajer bulmuştur. Almanya'da. Tony Sheridan adlı bu genç, hem müzisyenlik yapmakta, hem de onların işlerini yürütmektedir.
Gerçeği söylemek gerekirse, Beatles üyeleri pek beğenmezler Sheridan'ı... Doymak bilmeyen bir para hırsı vardır. Açıkcası Beatles'ı sömürmektedir. Hele müzik açısından, onlara katkısı yok gibidir... Tony'yi sadece çevresi olduğundan tutmaktadırlar... Özellikle plakçılar arasında tanıdıkları hayli fazladır. "Belki bize bir plak doldurtur" düşüncesiyle, ona katlanırlar...
Nitekim 1961 yılının Haziran ayının ortalarında Tony Sheridan, Beatles'a bekledikleri müjdeyi verir:
"Plak anlaşmasını imzaladım. Yakında stüdyoya giriyoruz. Hemen hazırlıklara başlayın..."
John Lennon, Paul McCartney, George Harrison, Stuart Sutcliffe ve Pete Best çılgınca sevinirler müjdeye... Müzikte köşeyi döneceklerdir artık...
Ya da öyle sanırlar...
Çünkü temmuz ayının 7'sinde yayınlanan "My Bonnie" adlı plağın kapağında "Tony Sberidan And Beat Brothers" sözcükleri yazmaktadır. Beatles'ın adı bile geçmemektedir.
Attığı kazık üzerine hemen Tony'nin işine son verirler. Hem de Top-Ten'deki müzisyenler odasında, bir güzel pataklayarak...
Bir taraftan da "My Bonnie" öyle ahım şahım olmasa da, satılan plaklar arasına girmiştir. Plakçı vitrinlerinde görülmektedir...
Plağın başarısı, menajer Brian Epstein'ın da dikkatini çeker... O günlerde de Hamburg'tadır... Plak işindeki üç kâğıdı öğrenir. Bir gece onları, çalıştıkları kulüpte dinlemeye gider...
Tam kafasındaki gruptur, Beatles... "Eğer bir kaç aksaklık da giderilirse, müzikseverlerin pekâla yeni ilahları olabilirler..."
Epstein, bu düşüncelerle Beatles'ı programından sonra masasına. davet eder... Kendileriyle çalışmak istediğini, kabul ederlerse gelecek hafta Londra'daki ofisinde görüşebileceğini söyler.
Ne demek kabul etmemek?
Brian Epstein gibi menajerin teklifi, talih kuşunun başlarına konması demektir... Öneriye hemen olumlu yanıt verirler:
"Londra'ya geleceğiz..."
4 Aralık 1961 tarihinde Epstein'ın ofisinde, beş Beatle sözleşmeyi imzalar. Gelecek, artık pembe düşlerle doludur...
Ancak onları acı bir sürpriz beklemektedir... Anlaşmayı imzaladıklarından bir ay sonra, Stuart Sutcliffe bir beyin kanaması geçirir... Hastaneye kaldırılırsa da; yapacak bir şey yoktur... Aralarında "Stu" diye seslendikleri arkadaşları, yaşama gözlerini kapamıştır.,.
Beklenmeyen ölüm, şaşkına çevirir Beatles'ı... Tam her şey rayına oturmuşken, tüm planları altüst olmuştur...
Ne var ki Brian Epstein, tam anlamıyla profesyonel bir menajerdir... Onları etrafına toplayarak "Yolumuza dört kişi devam edeceğiz" der...
"Stu"nun ölümünden henüz 15 gün geçmiştir. Brian beklemedikleri bir haberi ulaştırır Beatles'a:
"Plak şirketi bizimle plak yapmak istiyor. Bunu çok iyi bir şekilde değerlendirmemiz gerek!"
Öyle havadan sudan bir şirket değildir bu... Beatles, müziğin devlerinden EMI ile plak anlaşmasına varmıştır.
Birkaç gün sonra da grup, şirketin ünlü prodüktörlerinden George Martin ile çalışmaya başlar. Sabahın erken saatlerinden, gece yarılarına kadar... Beatles, ilk kez müzikle yorulmanın ne anlama geldiğini anlamıştır...
Şimdi onları nası medya'ya tanıtsak dönemi başlamıştır. Sonra büyük fikir gelir akla:
Saçlar.
Giyinimleri hiç kimseye benzemeyecektir ayrıca.
Şimdi önlerinde tek bir sorun kalmıştır: Pete Best...
Kendisi grubu kaldıracak kadar iyi bir baterist değildir. Kendisine bu konu iletilir ve sorun çıkarmadan ayrılır gruptan. Yerine ise son efsane gelir: Ringo Starr...
Ve büyük gün gelir. 11 Eylül 1962'de "Love Me Do" adlı albümleri piyasalarda yerini alır. Albüm çıkar çıkmaz listelere girmiştir. Herkes onlardan bahsetmektedir.
Müzik Tarihinde yeni bir dönem başlar...
Gelen ilk 2 45'likten sonra Beatles ilk turnesine çıkar. Müthiş bir turne olmuştur. Hınca hınç dolu konser salonlarında konser vermiştir Beatles. Herkes onlardan söz etmektedir.
Turne biter bitmez, yeni 45'lik çalışmasına başlarlar. Ve yıllarca ağızlardan düşmeyecek o şarkıyı yaparlar. "She Loves You". Bu şarkıdan sonra Beatles'a "Ye Ye'ciler" diyenler olmuştur. Bu 45'lik sayesinde Sadece Avrupa'da değil, Amerika'da da listeleri alt üst etmişlerdir. Artık yeni bi akım başlatmışlardır. Yaptıkları müzik Rock değildir. Daha farklıdır. Bazıları "Ye Ye" der bu akıma. George Harrison şöyle açıklar:
"Biz işe rock müziğiyle başlamıştık... Ancak rock'ta kalsaydık, belki de birkaç plaktan sonra silinip giderdik. Çünkü herkes bu tür müziği yapıyordu. Beatles olarak değişik bir şekli denemeliydik. Sonunda kendimize özgü bir türü bulduk. Fakat buna bir ad koyamadık. She Loves You adlı plak, bize yardımcı oldu. Bundan sonra adımız Ye-Ye'ciye çıkmıştı..."
She Loves You 3 milyondan fazla satar.
Turneler devam eder. Bir turne dönüşü Keneddy Havaalanında binlerce hayranı onları karşılar. Gazeteler bir gün sonra şu manşeti atacaktır:
"Keneddy Savaşı bitti! 300 yaralı var!"
Paul öldü mü?
1966'da konserden sonra böyle bir söylenti çıktı ortaya. Paul ölmüştü, konserde ona benzer biri yer alıyordu.Sonunda bunun reklam amacıyla olduğu anlaşıldı. Paul olanları şöyle anlatıcaktı:
"Bu olay, tümüyle Brian'ın düşüncesiydi... Gerçeği söylemek gerekirse numara tuttu... Plaklarımız eski-yeni demeden, kapış kapış satılıyordu. Dünyadaki hemen hemen bütün radyo ve televizyon istasyonları, ölüm haberini yayınladılar. En büyük korkumuz da, gerçek anlaşılınca hayranlarımızın göstereceği tepkiydi... Ama tam tersi bir durumla karşılaştık. Hayranlarımız, benim hayatta olduğumu öğrenince çok sevindiler..."
Ve son başladı...
Japonya'da verilen konserde, John Lennon bir kadınla tanışmıştır. Yoko Ono'dur bu kadın.(Aşşalık Orospu!) Lennon tüm zamanını bu kadınla geçirmeye başlamıştır. 7 yıllık karısı Cynthia'yı bile görmüyordur artık gözü.
Yoko Ono, John'ı avucunun içine almıştır... Giderek Beatles'ın işlerine de karışmaya başlar. Paul McCartney, George Harrison ve Ringo Starr önceleri bu duruma, Lennon'ın hatırına ses çıkarmazlar...
Ne var ki John Lennon'la Yoko Ono'nun birlikte doldurdukları "Two Virgin" adlı plak, bardağı taşıran son damla olur... John'a "Neden solo plak yaptın?" diye sorarlar. Aldıkları yanıt, hayli kırıcıdır: "Benim işlerime burnunuzu sokmayın!.."
1968 yılının sonlarında da, bir plak çalışması sırasında George Harrison'la Ringo Starr, hiç yüzünden münakaşa ederler. Tartışma, sonunda büyük boyutlara ulaşır...
Beatles üyeleri; birbirlerinden iyice kopmuşlardır artık...
6 Mart 1970'te Beatles'ın son albümleri "Let It Be" yayınlanır. İki hafta sonra da Paul McCartney, düzenlediği basın toplantısında, Beatles'dan tamamen koptuğunu açıklar... `
Ardından da John Lennon, eşi adına bir de topluluk kurduğunu açıklar: "Plastic Ono Band" adını taşıyan grupla da, hemen turneye çıkar.
Artık Beatles'ın dağıldığı kesinlikle belli olmuştur. Müzikte bir devir kapanmıştır...

"Pop Müzik"in dört babası, George Harrison, Paul McCartney, John Lennon ve Ringo Starr, 1970'ten sonra yollarını çizerler... Ancak hiçbiri de müzikten kopmaz...

Dağılmalarından bu yana yıllar geçmesine karşın, Beatles adı unutulmamıştır...
Hâlâ plakları satılmakta, filmleri tekrar tekrar gösterilmektedir...

Üyelerden John Lennon hayranı tarafından öldürülmüştür. George Harrison hastalık yüzünden hayatını kaybetmiştir. Ringo Starr ve Paul McCartney müzik hayatlarına halen devam etmektedir.

_________________
Satanik Olmayan Hedbengci.


Başa Dönel
 Profil  
 
 Atmık Başlığı: Re: The Beatles
AtmıkGönderilme zamanı: 07 Şub 2010, 20:46 
Çevrimdışı

Tescil: 17/09/2009
Atmıklar: 656
Resim

Resim

Resim

Resim

_________________
Satanik Olmayan Hedbengci.


Başa Dönel
 Profil  
 
 Atmık Başlığı: Re: The Beatles
AtmıkGönderilme zamanı: 08 Şub 2010, 01:30 
Çevrimdışı

Tescil: 22/10/2009
Atmıklar: 382
John Lennon hakkında bazı yanlış bilinen gerçekleri anlatıyım bende. John Lennon' ın ölümünden bi hayranı ''bu adam ne kadar da harika şarkı söylüyor, daha fazla dayanamıyorum'' diyerek öldürüldüğü öne sürülse de tamamen yanlıştır. John Lennon' ı CSI öldürülmüştür. John Lennon barış yanlısı oluşumu, konserlerin de barıştan bahsetmesi ve bu sayede her gecen gün daha büyük kitlelere barışı aşılaması yüzünden CSI tarafından öldürülmüştür.

_________________
çüküçünomu yudumla


Başa Dönel
 Profil  
 
 Atmık Başlığı: Re: The Beatles
AtmıkGönderilme zamanı: 08 Şub 2010, 01:34 
Çevrimdışı

Tescil: 17/09/2009
Atmıklar: 656
Kaptan Yulaf yazdı:
John Lennon hakkında bazı yanlış bilinen gerçekleri anlatıyım bende. John Lennon' ın ölümünden bi hayranı ''bu adam ne kadar da harika şarkı söylüyor, daha fazla dayanamıyorum'' diyerek öldürüldüğü öne sürülse de tamamen yanlıştır. John Lennon' ı CSI öldürülmüştür. John Lennon barış yanlısı oluşumu, konserlerin de barıştan bahsetmesi ve bu sayede her gecen gün daha büyük kitlelere barışı aşılaması yüzünden CSI tarafından öldürülmüştür.


Bilmiyorum o kadarını ama benim bildiğim hayranı imza vermedi diye öldürdü.

_________________
Satanik Olmayan Hedbengci.


Başa Dönel
 Profil  
 
Yeni Açmık Gönder Başlığa cevap ver


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gözetleyen kullanıcılar: Hiç bir müseccel ibne yok ve 0 röntgenci



Babasayfa Entertainment Ltd. is licensed under Creative Commons License

Çeviren: mokoko
Kullanıcı Kullanım Sözleşmesi | Site İletişim