|
Sevgili, sevişmeden uyuyamayamadığından mütevellit uyku bozukluğundan müzdarip kuzucuklarım, uyku problemlerinize bir nebze de olsa derman olması için kısadan hisse çıkarılacak, ibret vesikası masallarla sizlere yardımcı olmaya çalışacağım. İlk masalımız platonun gözünün toprağa baktığı yıllarda yalan yanlış yazmaya çalıştığı ve ömrü yetmediği için tamamlayamadığı Atlantis masalı.
Atlantis Masalı
Tanrıların tanrısı Zeus ilahi sistemin masa başında imza atma halini aldığını gördüğünde ilahi sistemde revizyon kararı aldı ve yerinde yönetimi benimseyerek diğer kıytırık tanrılara dünyayı paylaştırdı. Bitmek bilmeyen balık avı hikayeleriyle kafa sikmekte üstüne olmayan suların ve okyanusun tanrısı Poisedon'u adı bile bilinmeyen bi adaya tayin etti (daha doğrusu siktir etti). Yol harcırahını cebine koyan Poisedon karaya vurmuş balina görünümlü fani karısı ve ondan olma 9 çocuğu ile kabı kaçağı deniz atının çektiği arabaya yükledi, araya sora yeni görev yerini buldu.
Ada, en sosyete manavlarda bile bulamayacağınız meyve, zebze yetişen bereketli toprakları ve zengin su kaynaklarıyla adeta cennetin yeryüzündeki bir yansımasıydı. Tanrıları sadece televizyonda görmüş halk, kutsal koruyucuları Poisedon'u bağrına bastı ve onun için saraylar, tapınaklar inşaa eti, en iyi toprak mahsullerini ve en besili heyvanları onun için yetiştirdiler. Adanın limanı dünyanın her bir yerinden gelen gemiler ve tüccarlarla dolup taştı.
Poisedon tanrı olarak dünya işleriyle uğraşmak istemediğinden olsa gerek adayı 9 bölgeye ayırdı, her bir bölgeye bir oğlunu yönetici tayin etti ve başlarına genel koordinatör kral görevini üstlenen en büyük oğlu Atlas'ı getirdi. Atlas'ın kral olmasından sonra ada Atlantis adası ve etrafını çevreleyen okyanus atlas okyanusu olarak anılacaktı.
Atlantisin kalbi Poisedon tapınağıydı. Tapınağın dört bir yanını çevreleyen sütunlara -sprey boyayla “Nuri Alço†yazmadılar tabii- Poisedon'un kurallarının yanı sıra uymayana çok ağır hakaretlerin küfürlerin edildiği, gerekli hallerde anasının amına gönderildiği andımızı yazdılar. Her sabah tapınakta buluşan bölge yöneticilerden biri bu andı yüksek sesle okur diğerleri tekrar eder ve kurallara bağlılık yemini ettikten sonra simit yer ayran içerlerdi.
Yöneticiler ve halk Poisedon’un kurallarına uyduğu müddetçe bu mükemmel düzen sürüp gitti. Tanrılara karşı hep saygılı ve sevgi doluydular ve her bakımdan imanları tamdı 5 vakit ibadetlerini eder edemediklerini kaza ederlerdi. Yaşamlarında erdem, akıl ve doğruluğa önem verdiler. Her çeşit zenginlik ve lüks içinde yaşamalarına rağmen paranın, pulun, malın, mülkün ne esiri ne de sarhoşu oldular. Onlar için en büyük servet ruh güzelliği, bilgi birikimiydi.
Fakat gel zaman git zaman yasalar sulandırılıp, imanlar zayıfladıkça masumiyetlerini kaybettiler ve karının kızın, zenginliğin gücün, manitanın peşine düştüler. Eş cinsel ilişkiler ve zina arttı, ibneler ve mankenler TV’lerde baş tacı edilmeye başlandı. Çektikleri saçma sapık videoları, yaptıkları yorumları yutupdan ve feysbuktan ya sabır çekerek takip eden Zeus, “Zeus yarak hastası, tedavisi mümkün olmayan sikkolik bir ibnedir diyenler†gurubuna tüm adanın katıldığını görünce sinirden götünde şimşekler çaktı. Sonunda "sizin gibi bi’ millet olmaz olsun" dedi. Demekle de kalmadı yönetim kontrol panelini girdiği gibi “yeryüzünden sil†seçeneğini tikledi ve onaylamasını müteakip ada yer yüzünden bir anda silindi.
_________________ Salak, yemin ederim gerizekalı bu çocuk!
|