|
Bitsin Atrık Bu Çile Çekemem Bile Bile
Bomboktu herşey, daha am suyu olayının yaralarını sarmadan meme kılları hadisesini yaşamıştım. Bir taraftan fellik fellik şokun etkisini atlatmaya çalışırken öbür yandan da sevgilimden temelli kurtulmanın planlarını yapmaktaydım. Tamam çok şey paylaştık, birçok delilik yaptık, fırtınalı bir aşk hayatımız vardı ama sonunda sik(e)meyeceğim bir kızla devam edemezdim. Öyle bir soğumuştum ki yeryüzünde sikebileceğim ilk ve son kız o olsa bile elizabethi yeğlerdim. İşte bu ahval ve şerait içerisinde yapılması gereken en elzem hareket bir an önce ayrılmak ve bir süre karıdan kızdan uzak durmaktı. İşkence gibi cehennem azabı gibiydi. Ayrıldığımızı söylüyordum kabul ediyordu. 3 gün sonra gece yarısı intihar edeceğini söylüyordu telefonda. Öbür gün yüzyüze görüşüp artık birlikteliğimizin hiçbir manasının kalmadığını söylüyor saatlece dil döküyordum. Amına kodumun yerinde bir türlü ayrılamıyorduk. Yien birgün telefonda herşeyin bittiğini kendi ağzıyla söyledi, sevindim gerçekten de. 1 hafta geçti geçmedi, ailemi ve tanıdıklarımı devreye sokarak tekrar birlikte olmak istediğini belirtti. Annemi kıramayacağımı bildiğinden annemin üzerinden siyaset yapmayı denedi. O yolu da tıkadım zar zor. Bi'akşam da arkadaşlar yemeğe davet etti. Bir kafenin terasında canlı müzik eşliğinde birşeyler atıştırmak için. "Yalnız gel ama" diye mesaj attılar. Neyse gittim, 4 kişilik bir masa da çift olarak gele arkadaşlarım oturuyordu. Ben de oturunca bir koltuk boş kaldı. Muhabbete başlamamızdan yarım saat sonra Şermin hanım arz-ı endam etti. Siktiğim yosmasının bir tezgahıydı bu. Bu vesile ile tekrar barışmak ve birlikteliğimize devam etmek istediği her halinden belliydi. Gecenin sonuna kadar arkadaşlar aramızı yapmaya çalıştı, tavrımdan taviz vermedim tabiki de. Bu çabası da boş çıkınca o geceden sonra yaklaşık 15-20 gün görüşmedik.
Yine Düğün Yine Hüzün
Bu sefer biricik kardeşim evleniyordu, mutlu olması için elimden gelen herşeyi yapıyordum. Tek kardeşimdi, düğün için tüm pürüzleri ortadan kaldırmak için adeta seferber olmuştum. Düğününe 3 gün kalana dek çalışmıştı ve ben dana gibi sabahtan akşama kadar yattığımdan yetişemediği işlere koşuyordum. Şermin ile de tanışıyorlardı doğal olarak. Kardeşimin izine çıkmasından 2 gün önce işyerine gitmiş kardeşimin anlattığına göre Şermin. Aldığı iki farklı elbise ve 3 çift ayakkabıyı göstermiş kardeşime düğünde giymek için. Bunları kardeşimin ağzından duyarken şoka moka girmedim, alıştım amına koyayım, bi'dakikadan sonra koymamaya başaldı. "Olmaz" diye karşı çıktım kardeşime, "gelemez düğüne müğüne". Üzülerek "ama abi çok heves etmiş, elbiseleri bana gösterirkenki heyecanını görmeliydin" dedi. "Hayatta olmaz, başka düğünde giyer, napiim" diyince "şu kadarcık hatrım varsa gelsin, biliyorum sen Şermin'i kafandan sildin ama kırma beni işte" dedi. Şırfıntı yine bel altı vurmuş ve galiba kazanmıştı. Ama ben ona yapacağımı biliyordum. Neyse amına koyayım düğün başladı, dans faslı var. Tüm çiftler sahneye davet edildi. Tam o esnada düğün salonunun kapısına yanaştım Şermin masada sik gibi kalmıştı. Tanıdığım tanımadığım üm çiftler dans ediyordu bizim dışımızda. Şerminin gözleri beni arıyordu ve kapıya doğru çevirdi kafasını. Gözlerimi kısarak pis bir gülüş gönderdim kendisine, ağlamaklı oldu ve salon spotları kapandı ve gırcıllı ışıklar açıldı, dans boyu göremedik birbirimizi. Dansı müteakiben masaya yanaştım annem gözlerini patlatmış bana bakıyordu, evde görüşecez dercesine kafasını hafifçe salladı. Gece boyu eş dost akrabanın kızlarıyla yakından ilgilenmiştim. Bizim masa dışında hemen her yerde bulundum. Düğün sonuna kadar tek kelime etmedim desem yeridir Şermin'le. Yüz ifadesi hala gözümün önünde. Siksen uğraşmaz benimle diye düşünüyordum artık ama kazın ayağı öyle değildi.
Sonunda Siktiğimin Tatili Bitti
Senelik iznimin son günleriydi ve çalıştığım yer, doğup büyüdüm, ailemin yaşadığı yerden tam 1300km uzaklıktaydı. Her defasında ayaklarım geri geri gidiyordu oraya. İlk kez büyük bir sevinçle yola çıkacaktım. İki göz evimi, çamaşırı, bulaşığı, ütüyü bile özlemiştim. İşte kaderin bana oynadığı oyunlardan biri daha. Kahvaltısız günlerin beni beklediği günleri özlemiştim o derece. Her gidişimde annem terminale kadar gelir beni uğurlardı. "Bu kez tek gidecem" dedim anneme. "Olmaz" dese de ikna ettim bir şekilde. 20 saatlik otobüs yolculuklarında telefonumun media playeriyle hüzün dolu şarkılar dinlerdim hep. Bu kez ne kadar hareketli, neşeli müzik varsa çaktım hafıza kartına. Bitti, artık bitti diye uykuya dalmıştım, sabah güneşi yüzüme vurarark beni uyandırdığında Yukarı Mezopotamya'da olduğum anlamıştım, yaklaşık 3,5 saat sonra Home Sweet Home diyebilecektim. Valizleri odanın ortasına bırktım eve girer girmez, çabucak duş aldım. Ev günlerdir havalandırılmamış olsa bile uyku keyfimi hiçbirşey kaçıramazdı. Yarın yeni bir dönem başlayacaktı benim için. Artık bu iş bitti dediğimde her defasında bir şekilde karşıma çıktığı için "hayırlısı" demekle yetindim. İşimden zevk almadığım anlaşılabilir ama aslında öyle değildi. Sevdiklerimden(artık Şermin dışındaki) çevremden uzak olmam, her istediğimde gidemeyecek olmam adama koyuyordu.
Son Bölüm Olması Dileğiyle: Bu İşi Bitirmenin Bir Yolu Olmalı
Yazar Notu: Bu bölüm heyecanlı değildi lan sanki?
|